12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) Sayfa 56

12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) cevaplarını ridkes.blogspot.com aracılığıyla kolayca temin edebilirsiniz. 12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) aynı şekilde çözümünü bulamadığınız etkinliklerin çözüm yollarını bu sayfamızdan takip edebilirsiniz. 12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) Sayfa 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100 ve diğer Ders kitabı sayfalarına ve diğer birçok kitabın etkinlik çözümlerine sayfamızdan göz atabilirsiniz. 

12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) Sayfa 56

sayfa 56
Etkinlik
Bir Günün Sonunda Arzu şiiri ile Karşiirini tema, ahenk unsurları ve taşıdığı gizem ögeleri bakımlarından karşılaştırınız. Ulaştığınız sonuçları tahtaya yazarak şiirlerin ait olduğu geleneğin özelliklerini belirleyiniz.
Bahsi geçen iki şiir de gizem unsurları taşımaktadır. Sembolist ve empresyonist ögeler iki şiirde de görülmektedir. Bir Günün Sonunda Arzu şiiri aruz ölçüsüyle, Kar şiiri ise hece ölçüsüyle yazılmıştır. İki şiir de ses uyumlarıyla ( aliterasyon ve asonans ) ve diğer ahenk unsurlarıyla öz şiir özelliği göstermektedir. Dil ve anlatım bakımından Bir Günün Sonunda Arzu şiiri Fecriati şiir geleneğine, Kar şiiri ise Milli Edebiyat şiir anlayışını şekil bakımından sürdürmektedir. İki şiirin buluştuğu nokta Öz Şiir anlayışıdır. Ayrıca şiirlerin işlediği temalar da birbirine benzerdir.

5. Şiirin bütününde hangi söz sanatlarının kullanıldığını bularak bunların şiirdeki görevlerini defterinize yazınız. Millî Edebiyat Dönemiyle karşılaştırıldığında bu dönemde şiir dilinin oluşumunda söz sanatlarının rolünü anlatınız.
"Yağmurlu, karanlık bir düşünceden" dizesinde düşünce buluta benzetilmiştir ve kapalı istiare yapılmıştır. İkinci bentte "Sesin nerede kaldı" sözüyle istifham, sesin rüzgara benzetilmesiyle teşbih sanatlarından faydalanılmıştır. Üçüncü bentte sabah ve akşam kelimeleriyle tezat sanatı; gök, deniz, kar kelimelerinin bir arada kullanılmasıyla tenasüp sanatı kullanılmıştır. Son bentte  ise"Ey kış" sözüyle nida, "rüyanın beyaz dokusu" sözünde rüyanın beyaz kumaşa benzetilmesiyle kapalı istiare yapılmıştır. Bu söz sanatları şiirde anlam derinliğini sağlamış, şiirin imge örüntüsünü güçlendirmiş, şiiri çok katmanlı bir hale getirmiştir.
6. Millî Edebiyat Döneminde ortaya çıkan şiir hareketlerinin Cumhuriyet Dönemi şiirini belirlediği kabul edilmektedir. Buradan hareketle önceki döneme göre şairin duygu dünyasını ifade etmede kendisine yardımcı olan imgeleri bulup bunların nasıl zenginleştiğini ve şiirdeki görevlerini sözlü olarak ifade ediniz.
Milli Edebiyat Dönemi şiiri Ahmet Haşim ve Yahya Kemal şiirlerini ayrı tutarsak şiirde imgelerden ziyade gerçekliğe yaslanmıştır. Bu dönem şiirinde didaktiklik esastır. Cumhuriyet Devri ile şiir daha şahsileşmiş ve özellikle Öz Şiir anlayışı ile imgesel bir temele oturmuştur. Yani şiir toplumdan bireye doğru yol almıştır. Bu durum şiiri fikirlerin sahası olmaktan duyguların sahası olmaya taşımıştır.7. Şair bireysel duyarlılıkları dile getirirken Türkçenin hangi imkânlarından faydalanmıştır? Açıklayınız.
Şair bireysel duyarlılıklarını ifade ederken Türkçenin sağlam ses yapısından, kelimelerin çağrışım gücünden ve yan-mecaz anlamlarından, sözcüklerin oluşturduğu müzikaliteden yararlanmıştır.
8. Şiirdeki imgeleri bularak bunların görevlerini ve hangi duyguları ifade ettiklerini tartışınız. Elde ettiğiniz sonuçları tahtaya yazınız.
Şiirin en önemli imgesi "kar" imgesidir. Bu imge şiirin gizemli ve karamsar atmosferini sağlamak için kullanılmıştır. " Anadolu " imgesi uzakları ve özlemleri ifade etmektedir.  "Buğulanan ayna" imgesi şiirin rüya atmosferinde belirsizliği daha keskinleştirmiştir. "Göğe uzanan kamış" imgesi ise bu bulanıklık ve karanlık ortamda yalnızlığı ifade etmektedir.
9. Kar şiirindeki asonans, aliterasyon, kafiye, iç kafiye, söyleyiş tarzı gibi ahenk unsurlarını bulunuz.
Ses akışının şiirin ahengini nasıl etkilediğini anlatınız. Şiirin ölçüsünü bulup defterinize yazınız.
Şiir 11'li hece ölçüsüyle yazılmıştır.İlk bentte "geceden, düşünceden, inceden" sözcükleri arasında tam uyak, ikinci bentte " sesin, için, içindesin " sözcüklerinde tam uyak; üçüncü bentte " akşam, uyanamam, buram" sözcükleri arasında tam, " sevdiklerimiz aşkına, deniz aşkına " sözleri arasında yine tam uyak vardır. Son bentte " aynanın, rüyanın, dünyanın" sözcükleri arasında yarım uyak, "kamış, kış" sözcükleri arasında tam uyak vardır. "Sırf unutmak için, unutmak ey kış!" mısrası "k" seslerinin tekrarı ile aliterasyon yapılmıştır. Ses akışı şiirin rahat ve bir ritim içerisinde ahenkle okunmasını sağlamıştır. Devrik cümleler ise anlatımda tekdüzeliği kırmıştır.
10. Şiirin ifade ettiği duygu dünyasının günümüz insanını da kapsadığını söyleyebilir misiniz? Yorumlayınız.
Şiirin bahsettiği yalnızlık, karamsarlık temaları evrensel temalardır ve dolayısıyla günümüz insanını da kapsamaktadır. Öz şiir anlayışı bu tars evrensel duyguları işler genelde.
11. Şiirden hareketle Ahmet Muhip Dıranas’ın ait olduğu sanat geleneğini belirleyiniz. Nedenlerini defterinize yazınız.
Şiirden hareketle Ahmet Muhip Dıranas Cumhuriyet şiiri içerisinde Öz Şiir anlayışına bağlıdır. Şiirlerindeki ahenk ögeleri, işlediği bireysel temalar, biçim ve söyleyiş kusursuzluğuna ulaşma çabası, imgelere dayalı bir şiir anlayışı onu bu şiir akımı içine yerleştirmektedir.
12. Kar şiirinde çoğunlukla hangi Batılı edebî akımın izleri görülmektedir? Yorumlayınız.
Bu şiirde genelde empresyonizmin ve biraz da sembolizmin etkisi görülmektedir. Şair tabiattan elde ettiği izlenimleri kendi ruhsal süzgecinde damıtmış ve bunu şiirine yansıtmıştır.
13. Kar şiirinde Batılı edebî akımlarla birlikte millî ve mahallî ögelerden de yararlanılmış mıdır? Tespitlerinizi sözlü olarak ifade ediniz.
Bu şiir milli ögelerle Batılı ögeleri kaynaştırmayı başarmış bir şiirdir. Hece ölçüsü, halk dili ve söyleyişleri, vatanın tabiatı Batı Edebiyatı şiir anlayışlarıyla harmanlanmıştır.
14. Kar şiirinde yerli ve mahallî olan ögelerin şiir dünyasında nasıl yüksek bir estetik zevkte ifade edildiğini belirleyiniz.
Bu şiirdeki yerli ögeler evrensel temalarla birleştirilmiş ve çağdaş sanat anlayışları ile birlikte yerelliğin ötesine taşınmış bir şiirdir. Şiirde memleket tabiatı şiirin arka plan fotoğrafı gibidir.
15. Ahmet Muhip Dıranas hakkında yaptığınız araştırma ve Kar şiirinden hareketle onun fikrî ve edebî yönü hakkında neler söyleyebilirsiniz? Bu bağlamda eserle şair arasındaki ilişkiyi belirleyiniz.

AHMET MUHİP DIRANAS EDEBİ KİŞİLİĞİ,SANAT ANLAYIŞI,ESERLERİ MADDELER HALİNDE...


Edebi Kişiliği - Sanat Anlayışı
  • Adı "Fahriye Abla" şiiriyle özdeşlemiştir.
  • Şiirlerinde konu olarak Anadolu'yu memleket manzarlarını, doğa ve tarih sevgisini, aşkı, ölümü hatıraları işlemiş destansı şiirler de yazmıştır.
  • Yayımlanan ilk şiiri, Ankara Lisesi'nden Muhip Atalay imzasıyla Millî Mecmua'da çıkan "Bir Kadına" adlı şiir­dir. 
  •  Tevfik Fikret'in "Rübab-ı Şikeste" adlı eseri­ni Türkçeleştirerek "Kırık Saz" adıyla yayımlamıştır.
  • Şiirde biçime önem verişi, işlediği temalar, simgecilik­ten hareketle yarattığı yeni bir şiir diliyle kendi dönemindekileri olduğu gibi sonra gelenleri de etkilemiştir.
  •  Şiirde ahenge ve sese önem vermiştir.
  • Örneğin Kar şiirinde sesi ön plana çıkarırken Olvido adlı şiirinde ne sesi anlama ne de anlamı sese baskın kılmıştır.
  • Fransız sembolist şiirinin öncülerinden Baudelaire ve Verlaine'in etkisi altında kalan sanatçı, "biçim" ve "ahenk"i kaygı edinmiş, yeni bir yapı içinde ruhun dalgalanışlarını dile getirmeye çalışmıştır.
  • Şiirde yeni bir bütünlük kurmaya çalışmıştır.
  • Ölçü ve uyağa sıkı sıkıya bağlı kalmıştır. Sese ve ahen­ge önem vermiştir.
  • Gerek Fransız şiiri, gerekse kendinden önceki kuşak­tan ustaları Ahmet Haşim ve Ahmet Hamdi Tanpınar'dan aldığı etkileri sanatına yedirerek özgün bir şi­ire ulaşmıştır.
  • Hece ölçüsü sınırlarında kalarak ama durak ve vurgu yerlerini değiştirerek gelenekselde çağdaşlığı yakala­yan, çağrışım gücü yüksek, yurdu, insanı ve doğası ile barışık, alışılmadık deyiş örgüsüyle unutulmaz şiirler yazmıştır.
  • Şiirlerinde aşkı, tabiatı, ölümü, hatıraları, sığ olmayan bir anlatımla ve düşündürücü boyutlar içinde vermiştir.
  • Öykü türünde yapıtı yoktur.
  • ESERLERİ:
Şiir: Şiirler
Oyun: Gölgeler, O Böyle İstemezdi
İnceleme: Fransa'da Müstakil Resim
Şiir Çevirisi: Çalar Saat (Charles Baudelaire'den)
 

12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) Sayfa 55

12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) cevaplarını ridkes.blogspot.com aracılığıyla kolayca temin edebilirsiniz. 12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) aynı şekilde çözümünü bulamadığınız etkinliklerin çözüm yollarını bu sayfamızdan takip edebilirsiniz. 12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) Sayfa 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100 ve diğer Ders kitabı sayfalarına ve diğer birçok kitabın etkinlik çözümlerine sayfamızdan göz atabilirsiniz. 

12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) Sayfa 55


SAYFA 55
1. Kar şiirinin oluşmasına zemin hazırlayan zihniyeti ve şairin içinde bulunduğu duygu ve düşünce
ortamını sözlü olarak ifade ediniz.
Şiir Cumhuriyet Devri Türk Edebiyatı Saf ( Öz ) Şiir çerçevesi içinde oluşturulmuştur. Şair tabiatta gördüklerini bir rüya alemi içinde eritmiş ve kendi gerçekliğini yaratmıştır. Kar imgesi ile bu rüya ve yalnızlık teması pekiştirilmiştir. Şair kendini olabildiğince yalnız ve mutsuz hissetmektedir ve kış mevsiminden bu dertleri ona unutturmasını istemektedir.
2. Şiirin yapı özelliklerini aşağıdaki hususlara göre inceleyerek tahtaya yazınız.
a. Şiiri meydana getiren birimleri belirleyiniz.
Şiir beşer mısradan oluşan dört bentten meydana gelmiştir.b. Şiiri oluşturan birimler arasında ne tür ilişkiler olduğunu açıklayınız.
Şiirdeki birimler yaratılmak istenen atmosferi oluşturan parçalardır ve heps şiirin tümel gerçekliği içinde farklı farklı gerçeklikleri ifade etmektedir. Bir başka deyişle bentler şiirin tümünde hissedilen rüyanın farklı sahneleridir.
3. Ahmet Muhip Dıranas, bu şiirde hangi temaları işlemiştir? Onun bu temalara yönelmesini sağlayan sosyal faktörler bulunup bulunmadığını açıklayınız.
Dıranas bu şiirde kar imgesi üzerinden yalnızlık temasını, hasret temasını, umutsuzluk temasını işlemiştir.  Bu bireysel temalar Milli Mücadele Dönemi sonrası şairlerin tekrar bireysel konulara yönelmesi ile ortaya çıkmıştır.
4. Şiirdeki bireysel duyuş tarzı, hangi nitelikleriyle evrensel bir duyuşu yansıtmaktadır? Sözlü olarak ifade ediniz.
Yönelmesi ve kendi gerçekliğini oluşturması sadece bu şiirde değil, tüm dünya edebiyatında sıklıkla işlenen konulardır. Çünkü bu tarz duygular insanın temel duygularıdır.

12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) Sayfa 54

12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) cevaplarını ridkes.blogspot.com aracılığıyla kolayca temin edebilirsiniz. 12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) aynı şekilde çözümünü bulamadığınız etkinliklerin çözüm yollarını bu sayfamızdan takip edebilirsiniz. 12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) Sayfa 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100 ve diğer Ders kitabı sayfalarına ve diğer birçok kitabın etkinlik çözümlerine sayfamızdan göz atabilirsiniz. 

12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) Sayfa 54

SAYFA 54
8. Örümcek Ağı şiirinin ifade ettiği duyuş biçimini yorumlayarak günümüz insanının da benzer hisler
taşıyıp taşımadığını tartışınız. Böylece şiirin yazıldığı dönem ve zamanımız arasındaki ilişkiyi belirleyiniz.Metinde bahsedilen duygu evrensel bir nitelik taşımaktadır. Şiir böylece güncel temaları aşarak ölümsüz bir duyguyu işlemiştir. Günümüz insanı ve gelecek insan nesli için de geçerli bir konu ve duyuş tarzıdır bu.
9. Örümcek Ağı şiirinin hangi şiir geleneği bağlamında yazılmış bir eser olabileceğini elde ettiğiniz neticeler etrafında tartışınız. Tespitlerinizi defterinize yazınız.
Örümcek Ağı şiiri Milli Edebiyat şiir geleneği ve bundan ayrılmayacak olan Cumhuriyet Dönemi Türk şiir geleneğine bağlıdır. Ayrıca şiirdeki ahenk unsurları bakımından Batı sembolist ve parnasyen şiir genelenklerinden yararlanılmıştır.10. Örümcek Ağı ve Benim Şiirlerim adlı eserlerde Batı edebiyatındaki hangi edebî akımların izleri
görülür? Gerekçeleriyle birlikte sözlü olarak ifade ediniz.
Bu iki şiirde Sembolizm, Empresyonizm ( İzlenimcilik ) ve Gizemcilik akımlarından yararlanılmıştır. İki şiirde de daha kapalı bir anlatımdan, hüzünlü bir havadan, gerçekliğin ruhta bıraktığı izlenimlerden yararlanılmıştır.

Etkinlik
Öz şiir dairesinde eser yazan şairlerin, şiire özgü düşsel bir âlem kurarken nasıl ortak bir anlayışa sahip olduklarını açıklayınız.
Bu şairler toplumsal olaylardan ziyade bireysel şiirler yazmışlardır. Öğreticilikten uzak durmuşlar, şiirleri anlaşılmak için değil hissedilmek için yazmışlardır. Ruhun bunalımları, yalnızlık, ölüm, akşam saatleri ve hüzün gibi genellikle karamsar temalar işlenmiştir.
11. Sessiz Gemi şiirindeki yerli ve mahallî olan unsurları tespit ederek bunların nasıl bir estetik anlayışla ifade edildiğini açıklayınız.
Şiirde öte dünya alemine gidişten söz edilmiştir ve bu gidiş bir gemi metaforu ile anlatılmıştır. Geminin ardından el sallamak gibi unsurlar şiirdeki mahalli unsurlardır. Bu mahalli unsurlar şiirde evrensel temalarla birleşmiş ve böylece gelenekten evrensele bir bağ yaratılmıştır.
12. a. Örümcek Ağı ve Ben isimli şiirler, Necip Fazıl’ın şiir anlayışındaki hangi özellikleri yansıtmaktadır?

Necip Fazıl'ın şiirimizdeki yeri


Her büyük şairin şiir anlayışı ve şiirden beklediği farklıdır. Mesela Mehmet Âkif şiirde aruz veznini asıl kabul eder; sanatı sanat için yapmayı lüzumsuz bulur; yararlı olmasını ister.
Sanatını milletimizin ayağa kalkmasında, kültür ve medeniyetimizin inşasında kullanır. Büyük bir tevazu ile "Şiirimde sanat arayan bulamaz." der ve ilave eder: "Benim mecazla, hayalle işim yoktur." Elbette ki şiirini kalıcı kılan sanatıdır; "Çanakkale Şehitleri", "İstiklal Marşı", "Bülbül" şiirlerindeki mecazları, hayalleri, şiirdeki diğer bütün unsurları kullandığını nasıl görmezden gelebiliriz. Fakat şiirinde en önemli gaye milletini, ümmetini dertlerinden kurtarmaktır: "Ey dipdiri meyyit, iki el bir baş içindir / Davransana! Bak el de senin baş da senindir." 
Yaşadığı yıllar gerçekten milletimizin en dramatik dönemidir; ama imanı ümitsizliğe engeldir. Bundan dolayı onun şiir anlayışını faydalı olmak ve ümit aşılamak tarzında özetlersek yanlış olmaz. Milletimizin ceddimize layık bir yere gelmesinde doğru olarak iki unsurun meczolmasını zaruri görüyor; ilim ve faziletli insan: "Çünkü milletlerin ikbali için evladım / Marifet bir de fazilet, iki kudret lazım."
Ahmet Haşim'e göre şair, Mehmed Akif'in tam zıddında duran insandır: "Şair ne bir hakikat habercisi, ne bir belagatlı insan, ne de bir kanun koyucudur. Şairin lisanı nesir gibi anlaşılmak için değil, fakat duyulmak üzere vücut bulmuş, musiki ile söz arasında sözden ziyade musikiye yakın, ortalama bir dildir." Kanaatince şiirde önemli olan ahenktir; mana değildir, hatta bir adım daha atarak anlamı şiirin katli sayar: "Mana araştırmak için şiiri deşmek, şakıması yaz gecelerinin yıldızlarını ürperme içinde bırakan kuşu (bülbül) eti için öldürmekten farklı olmasa gerek."
Yahya Kemal'in dünü, bugünü, yarını hakkında düşüncelere sahip olduğu bir medeniyet anlayışı vardır. Bu yönünü gerektiği gibi analiz etmeyen şiirini anlayamaz. Medeniyetin vatanda kurulduğunu belirttikten sonra fikrini şöyle açıklar: "Vatan hiçbir zaman bir nazariye değil, topraktır. Toprak ceddinin mezarlarıdır. Camilerin bulunduğu yerdir." Medeniyetteki devamlılık unsurunu ünlü Süleymaniye şiirinde şu benzetmeyle anlatır: "Ta Malazgirt ovasından yürüyen Türk oğlu bu nefer miydi?" Osmanlı'da doruk noktasına varan medeniyetimiz gücünü yitirdi. Şiirinde o medeniyete özlemini derin bir hüzünle ifade etmektedir. Âkif'teki ümit, onda hüzne dönüşür.
Nazım Hikmet'in hamurunda güçlü bir şiir özelliği bulunmaktadır. Çok genç yaşlarda ideolojinin dar kalıplarına girdiğinden maalesef lirizmini yeterince eserlerine yansıtamamıştır. Hayatını verdiği komünizm milliyeti, dini reddeder; her şeyi emekle, madde ile açıklar. Ne gariptir ki bu noktada ideolojisine ters düşmüştür: "Oğlumuzun gözleri böyle kuzey mavisi / Belki de bu yüzden bu ova bana / bizim ovaları hatırlatıyor / yahut da bu yüzden bu Leh türküsü / içimde, derinde, yarı aydınlık / uyuyan bir suyu kımıldatıyor / Lehistan'dan gelmiş dedelerimizden biri / gözlerinde karanlığı yenilginin / Saçları al kana boyalı." Milleti milletinden, dini dininden olmayan bir cemiyet ceddine kucak açmış. Ondan aldığı "Ran" soyadını bırakıp "Borzenski" soyadını almakla, ırkçılığı aşamadığını göstermiştir. Irkçılığı aşamayan, insanlığın türküsü olan şiiri gerektiği gibi söyleyemez.
Necip Fazıl ise şiir anlayışını şöyle açıklar: "Şiir derin bir çiledir... Üstün bir nizamın sırrına ermeyenler onu başaramazlar. Bizce şiir mutlak hakikati arama işidir. Mutlak hakikat Allah'tır." Bu aynı zamanda kâinatın sırrına erişme gayretidir; söz konusu husus ne akılla, ne ilimle başarılabilir; akıldan ve ilimden öte bir şey gerekli olduğunu şu dörtlüğünden anlıyoruz: "Yalvardım gösterin bilmeceme yol / Ey yedinci kat gök esrarını aç / Annemin duası düş de perde ol / Bir asa kes bana ihtiyar ağaç."
Bütün sanat dalları gibi şiirin de samimiyet istediğini üstadın şu çarpıcı ifadelerinde net bir şekilde görüyoruz: "Sırtına bal sürüp tavus tüylerinin üstünde yuvarlanan ve sonra tavuslar meclisine girmeye yeltenen meşhur karganın talihine güven yoktur. Böyle talihler, malik bulundukları hilkat ve tabiat ifadesinin dış planda taklitçisi sahte özenişlerle bilhassa şiir sahasında hemen enselenmeye mahkumdur."
Üstadın yolu çetindir. Ne çare ki elindeki asa, sırtındaki heybeyle bu yolu aşmak zorundadır. Bütün engelleri aşması, ancak bütün zıtları bir araya getirerek ifadesini güçlendirmesiyle mümkündü. Dünyada şu zıtlarla bir vakıayı izah edebilen bir başka şair var mıdır: "Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim, / Minicik gövdeme yüklü Kafdağı / Bir zerreciğim ki arşa gebeyim / Dev sancılarımın budur kaynağı." 

KAYNAK
m.niyazi@zaman.com.tr

Necip Fazıl şiirini kendi ruhsal yalnızlığı ve bunalımları üzerine kurmuştur. Şiiri müziğe yaklaştırmaya çalışan şair, biçimde kusursuzluğa ulaşmaya çalışmıştır. Biçimdeki bu kusursuzluk arayışı, şairin ruhsal çalkantıları arasında kendi benliğini arayışıyla birleşmiştir. Şairin dili sadedir fakat kullandığı kelimelerin çağrışım gücü yüksektir, bu özellik onun şiirine bir derinlik katmaktadır.
b. Necip Fazıl hakkında edindiğiniz bilgiler ve okuduğunuz metin ışığında onun fikrî ve edebî yönü hakkında çıkarımlarda bulununuz.

NECİP FAZIL KISAKÜREK (1905-1983)
Edebi Kişiliği - Sanat Anlayışı:
  • Modern Türk şiirinin mistik şairidir.
  •  Düz yazı türünde yapıtları da olmasına rağmen asıl güçlü yanı şiirlerindedir.
  •  Halk şiirimizin öz ve biçim yapısından yararlan­mış, bunlara Batılı, modern bir özellik kazandırmış, sonraları dinsel duyuşlarda karar kılmıştır.
  • Sağlam bir teknikle, esrarlı iç âlemini, felsefi görüşleri­ni, etkileyici bir anlatımla dile getirmiştir. 
  • Şiirin yanı sı­ra makale, tarih, eleştiri, biyografi, öykü türlerinde de yapıtlar yazmıştır. 
  • Divan, halk, Tanzimat ve Batı edebi­yatını en ince ayrıntılarına kadar bilen bir sanatçıdır. 
  • Serbest şiire karşı çıkmıştır. Kafiyeye sığınmayı sah­tekârlık sayar. Ona göre, duygu ve düşünce harman­lanıp şiir kalıbında, sanat kaygısıyla dillendirilmelidir.
  • Şiirin içyapısıyla dış yapısı arasında bir uyum bulun­ması gerektiği düşüncesinden hareket eden Necip Fa­zıl Kısakürek, 1930'lu yılların başlarına değin süren yo­ğun şairlik yaşamında, lirizmin ağır bastığı şiirler ya­yımlamıştır. 
  • Duygularını değişik biçimde yansıtışı, de­ğişik benzetmeler kullanarak şiirlerini renklendirişiyle bu yılların şairleri arasında ayrı bir yeri olmuştur.
  •  Her şiirinde, sanatından, ruhundan, hissiyatından ve dü­şüncelerinden ipuçları vardır.
  • 1934'de kadar ruh çalkantılarını, korkularını, iç hesap­laşmalarını, çocukluk yıllarına has hatıralarını, dış dün­yadaki varlığı ve kendisiyle didişmelerini, arayışlarını anlatmıştır.
  • Şiirlerinde anlaşılmayan ayak sesleri, periler, cinler, hayaletler, kâbuslar, siyah kediler, geceleri insanın et­rafında fıldır fıldır dönen kambur cüceler gibi ürpertici motiflerle, birtakım gerçeküstü varlıklara yer vermiştir.
  • Bütün şiirlerini içeren Çile'de, şiirlerini şu adlar altında toplanmıştır: Ölüm, Korku, Ukde, Tecrit. Bunlar aynı zamanda yeni, orijinal, sanatkârane ve insana tat ve­ren ifadelerdir.
  • 1934 sonrası şiirlerinde toplumu da sanatına yansıt­mıştır. Şiirlerinde toplumun kandırıldığını, gençliğin kokuşturulduğunu iddia etmiştir.
  • Ona göre, toplum uyarılmalıdır. Türk milleti aslına dön­melidir. "Şiir toplumun his ve fikir hayatını yansıtmalı­dır." derken saf şiirden de vazgeçmemiştir.
  • Tiyatro eserlerinde üstün bir ahlak felsefesini savun­muştur. Cinnet Mustatili adlı eserinde hapishane anıla­rına yer vermiştir.

Eserleri:
Şiir: Örümcek Ağı, Kaldırımlar, Ben ve Ötesi, Sonsuz­luk Kervanı, Çile
Öykü: Hikâyelerim
Roman: Aynadaki Yalan
Oyun: Tohum, Bir Adam Yaratmak, Künye, Para, Namı Diğer Parmaksız Salih, Reis Bey, Abdülhamit Han
KISACA NECİP FAZIL ESERLERİ:
ÖRÜMCEK AĞI: Necip Fazıl Kısakürek; şiir kitabı; sanatçının ilk şiir kitabıdır...
BEN VE ÖTESİ: Necip Fazıl Kısakürek; şiir kitabı...
SONSUZLUK KERVANI: Necip Fazıl Kısakürek; şiir kitabı...
ÇİLE: Necip Fazıl Kısakürek; şiir kitabı...
KALDIRIMLAR: Necip Fazıl Kısakürek; şiir kitabı; şairin en ünlü şiiridir...
BİRKAÇ HİKÂYE: Necip Fazıl Kısakürek; hikâye...
BİRKAÇ TAHLİL: Necip Fazıl Kısakürek; hikâye...
RUH BURKUNTULARINDAN HİKÂYELER: Necip Fazıl Kısakürek; hikâye...
TOHUM: Necip Fazıl Kısakürek; tiyatro; sanatçının ilk tiyatro eseridir; 1935 senesinde Muhsin Ertuğrul tarafından sahnelenmiştir; oyunda " tohum ", millî mücadeleyi, Anadolu halkının öz benliğinde mevcut ruhun bir fışkırışı olarak gösterilmiştir...
BİR ADAM YARATMAK: Necip Fazıl Kısakürek; tiyatro; " incir ağacı " üzerinde dolaşan oyun, yıkılan Osmanlı ile yeni kurulan Cumhuriyet arasında bir çatlaktan incir ağacının çıktığını, ağacın köklerinin geleneği, dallarının ise geleceği temsil ettiğini öne sürer...
REİS BEY: Necip Fazıl Kısakürek; tiyatro; sanatçı bu eserinde bir hâkimin verdiği idam kararı öncesi ve sonrasında yaşadığı gelişmeleri dile getirdiği bir oyundur...
KÜNYE: Necip Fazıl Kısakürek; tiyatro; sanatçı, bu eserinde Birinci Dünya Savaşı'nda cepheden cepheye koşmuş, Harbiye mektebinde hacalık yapmış, Balkan savaşına katılmış, divanı harpte yargılanmış, şahsi hayati olmayan bir dava adamının trajik hikâyesini anlatır...
PARA: Necip Fazıl Kısakürek; tiyatro...
AYNADAKİ YALAN: Necip Fazıl Kısakürek; roman; sanatçının roman kalıpları içinde kaleme aldığı tek eseridir; eserde felsefe fakültesinde asistan ve doçentlik tezini hazırlamakta olan Naci'nin hayat hikâyesini anlatır...

12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) Sayfa 53

12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) cevaplarını ridkes.blogspot.com aracılığıyla kolayca temin edebilirsiniz. 12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) aynı şekilde çözümünü bulamadığınız etkinliklerin çözüm yollarını bu sayfamızdan takip edebilirsiniz. 12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) Sayfa 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100 ve diğer Ders kitabı sayfalarına ve diğer birçok kitabın etkinlik çözümlerine sayfamızdan göz atabilirsiniz. 

12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) Sayfa 53


5.“Duvara, bir titiz örümcek gibi, / İnce dertlerimle işledim bir ağ.” ve “Kalbim, yırtılıyor her nefesinde,/ Kulağım, ruhumun kanat sesinde;” dizelerini esas alarak aşağıdaki soruları cevaplayınız.
a.Bu dizelerde hangi söz sanatları kullanılmıştır? Defterinize yazınız. Millî Edebiyat Döneminde sadeleşen dilin şiir dili hâline gelmesinde bu söz sanatlarına nasıl bir görev yüklemiştir?
Yorumlayınız.
"Bir titiz örümcek gibi" derken dertler örümcek ağına benzetilmiştir( teşbih ), "Ruhumun kanat sesi" derken ruh bir kuşa benzetilmiştir ( kapalı istiare) . Ayrıca ilk mısrada örümcek için "titiz" ifadesi kullanılarak teşhis ( kişileştirme ) yapılmıştır. "Ruhum gün doğunca sönecek" ifadesinde ise tezat sanatı bulunmaktadır.. Milli Edebiyat Döneminde sadeleşen dil bu tarz söz sanatları ile şiir dili haline gelmiştir. Kelime bakımından kayba uğrayan, günlük konuşma dilini esas alan dilimiz bu sayede estetik bir söyleme yeniden kavuşmuştur.
b.Ferdî duyguların dile getirilmesinde dilin hangi imkânlarından yararlanılmıştır? Önceki dönemlere
kıyasla Türkçe bu anlamda nasıl bir gelişme kaydetmiştir? Açıklayınız.
Ferdi duyguların ifade edilmesine dilin imgelem ve çağrışım gücünden, anlam demetlerinden yararlanılmıştır. Burada söz sanatları ve dilin ahenk unsurları aktif biçimde kullanılmıştır. Türkçe bu dönemde klasik edebiyat anlayışından uzaklaşarak daha özgün hayallere, daha farklı söylemlere imkan verir hale gelmiştir. Ancak Divan Edebiyatında görülen ses uyumlarından burada da yararlanılmıştır.c.Millî Edebiyat Dönemindeki şiir hareketlerinin bu dönemin şiirini nasıl şekillendirdiğini yorumlayınız.
Milli Edebiyat Dönemindeki şiir hareketleri bu dönemin şiirini en çok şiirin biçimsel özellikleri ve şiirde kullanılan kelime edebiyatfatihi.net tıklayın kadrosu bakımından etkilemiştir. Milli Edebiyat Döneminde halk şiiri şekil ve duyuş özelliklerine geri dönüş, bu dönem şiirinin ana çatısını da belirler. Ölçüde hece ölçüsü, dilde sadelik fakat ahenkli bir anlatım bu dönem şiirine de damgasını vurmuştur.ç.Şairin içinde bulunduğu ruh hâlini söyleyiniz.
Şair kendini üzgün hissetmektedir. Ümitsizlik ve ruhsal yorgunluk ruhunu esir almıştır şairin. Ruhsal olarak şair oldukça hassas ve kırılgandır. Yalnızlığı bu hassaslığı artırmaktadır.d.Şairin ruh hâlini yansıtan ve doğadaki unsurlarla çağrışım kurarak anlatmaya çalıştığı imgeler nelerdir? Bu imgelerin şiirdeki işlevleri nedir? Sözlü olarak ifade ediniz.
Şiirin en önemli imgesi örümcek ağı imgesidir. Şair ruhundaki acıyı ve sıkıntıyı bu imgeyle somutlaştırmıştır.İlk dörtlüğün sonunda kullanılan ölüm ve hayata veda imgesi şairin ruhsal durumunu tamamlar niteliktedir. Şair ruhunu edebiyatfatihi.net orijinal içerik duvar dibinde çırpınan bir kuşa benzetmiştir, bu imgeyle çaresizliğini ve huzursuzluk içindeki ruhsal devinimlerini dile getirmiştir.6.Örümcek Ağı şiirinin ses akışını ve ölçüsünü tespit ediniz. Dönemin sanat anlayışıyla bağlantı kurarak bu ölçünün tercih edilme sebebini açıklayınız.
Şiir, ses akışı olarak müzikal ögelere yaslanmaktadır. Yani şiirin ahenk unsurları güçlüdür. Şiirde hece ölçüsü kullanılmıştır. Dönemin sanat anlayışında artık aruz ölçüsünün yeri yoktur. Milli Edebiyat Döneminden itibaren edebiyatımızda geçerli olan ölçü hece ölçüsüdür.
7.Bir şiirde ahengi oluşturan ögeler: Söyleyiş tarzı, ritim, kafiye, iç kafiye, asonans ve aliterasyon gibi ses benzerlikleridir. Buna göre Örümcek Ağışiirinin ahenk unsurlarını şiirden vereceğiniz örneklerle
anlatınız ve şairin bunları kullanma gerekçelerini açıklayınız.
Şiir abab/cccb kafiye düzeniyle yazılmıştır. İlk dörtlükte "örümcek" ve "sönecek" kelimeleri arasında zengin uyak; ikinci dörtlükte "nefesinde", "sesinde", "köşesinde" kelimeleri arasında tam uyaklar; ayrıca ilk dörtlüğün son kelimesi "veda" ile ikinci dörtlüğün son kelimesi "seda" arasında zengin uyak vardır. edebiyatfatihi.net özgün ve doğru içerik "Ruhum gün doğunca sönecek gibi" mısrasında yuvarlak ünkü seslerin tekrarı ile asonans, "Şimdiden ediyor hayata veda" mısrasında ise "t" ve "d" seslerinin tekrarı ile aliterasyon yapılmıştır. Şair bu ahenk unsurlarını saf şiiri yakalamak, şiir ile müziği kaynaştırmak ve okuyanda estetik hazzı en yüksek seviyeye çıkarmak için kullanmıştır.

12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) Sayfa 51

12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) cevaplarını ridkes.blogspot.com aracılığıyla kolayca temin edebilirsiniz. 12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) aynı şekilde çözümünü bulamadığınız etkinliklerin çözüm yollarını bu sayfamızdan takip edebilirsiniz. 12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) Sayfa 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100 ve diğer Ders kitabı sayfalarına ve diğer birçok kitabın etkinlik çözümlerine sayfamızdan göz atabilirsiniz. 

12.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Mevsim Yayınları) Sayfa 51

Saf (Öz) Şiir
Fecr-i Âtî Dönemi’nde başlayıp Millî Edebiyat ve Cumhuriyet 
Dönemleri'nde etkili olan “saf şiir geleneği”nin genel özellikleri şunlardır:
“Saf (öz)”sözcüğü; var olan bir şeyin katıksız, arı, halis, has olma haline denir. Saf şiirise “şiirin şiirsel olmayan unsurlardan ayıklanarak saflaştırılmış bir duruma getirilmesi” demektir.
Türk edebiyatında saf şiirin ilk ve en önemli temsilcileri Ahmet Haşim ve Yahya Kemal Beyatlı’dır. Cumhuriyet Dönemi’nde ise Necip Fazıl Kısakürek, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip  Dıranas gibi şairler bu şiir geleneğiyle ürün vermişlerdir.

Millî Edebiyat Dönemi'nde Saf Şiir
 Millî Edebiyat Dönemi’nde Yahya Kemal Beyatlı ve Ahmet Haşim bu anlayışla şiirler yazmıştır.
 Bu anlayışla yazan sanatçılar sözcüklerin ses, ahenk özelliklerine önem vererek şiirde müzikalite sağlamaya çalışmışlardır.
 Ahmet Haşim’in “Şiir söz ile musiki arasında sözden ziyade musikiye yakındır”ile Yahya Kemal’in “Şiir bir nağmedir, şiirde nefes ve ses iki unsurdur.” sözleri saf şiirin müzikle ilgisini ve belirgin özelliklerinden birini ortaya koymuştur.
 Her iki sanatçı da zengin ve sağlam bir şiir diliyle eserlerini 
kaleme almıştır.
 Sanatlı söyleyişe önem vererek toplumsallıktan uzak, sanatsal değeri ön planda olan bireysel temalı şiirler yazmışlardır.
 Yahya Kemal; Türk tarihinin şanlı geçmişinin yanı sıra “aşk,ölüm, İstanbul sevgisi” gibi temaları işlerken Ahmet Haşim,“karamsarlık ve hüzün duygusu oluşturan akşam, karanlık,
gece, gurbet ve tabiat manzaralarını” işlemiştir.
 Her iki sanatçı da hece ölçüsü yerine aruz ölçüsünü kullanmıştır.
 Ahmet Haşim sembolizm, Yahya Kemal Beyatlı ise parnasizm akımının etkisinde şiir yazmıştır.
 Farklı nazım birimleri ve nazım şekilleri kullanmışlar; Ahmet Haşim serbest müstezat, sone gibi biçimler kullanırken Yahya Kemal Beyatlı divan edebiyatı nazım şekillerinden
yararlanmıştır.
 Millî Edebiyat Dönemi’nde saf şiir anlayışıyla yazan şairler,

Millî Edebiyatçılara göre daha ağır bir dil kullanmışlardır.