Necip Fazıl'ın "Utansın" isimli şiirini yorumlar mısınız? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Necip Fazıl'ın "Utansın" isimli şiirini yorumlar mısınız? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Necip Fazıl'ın "Utansın" isimli şiirini yorumlar mısınız?

Şiir zevk idrakine hitap eder. hissedip zevkine vardığın neyse anladığın odur! insan, sahici türden her şiirden, yaşam tecrübesi, kültürü ve zevk idraki nispetince belli anlamlar çıkartabilir. bununla birlikte asıl olarak, şiiri anlamlandırırken şairine de bakmak gerekir. bakmak da yetmez O'nu görebilmek gerekir! Onun hayatına bakıp, derdini, ızdırabını, mücadelesini ve gayesini görebilmek... aksi halde kendi dar idrak kalıbımızda hapsetmiş oluruz şiiri. hele ki sözkonusu şahsiyet Necip Fazıl ise O'nun bütün hayatını kuşatmış dava adamlığını ve çilesini görmeksizin şiirini anlamak denizin üstünde parlayan yakamozlara takılıp dipteki inci mercanı ve envai çeşit mana zenginliğini gözden kaçırmak demek olacaktır. O nun şiirini, ömrü boyunca yolunu gözlediği 'genç adam', dünya çapında mütefekkir ve aksiyon adamı Salih Mirzabeyoğlu'nun hakkında söylediği şu muhteşem tesbitin ışığında okumalıdır: '' İdeali aramakla toprağa bağlanmak arasında kıvranan insanoğlunun oluş ıstırabını hakikatin hakikatine nispetle heykelleştiren adam!..'' O çağımızı ateş gibi kavuran ruhi buhranı ve insanlığı topyekun kuşatan 'varoluş ıstırabını' her zerresiyle yaşamış ve buhrandan kurtuluşun reçetesini verdiği destansı mücadele içinden damıtarak 'her örgüsü tezatsız' bir ideolocya halinde (bd-ibda) bir kurtuluş yolu arayışında kıvranan insana takdim etmiştir. 

Üstad Necip Fazıl'ın ''utansın'' şiiri, yaşamında bir hedef güden her insanı kuşatıcı bir mahiyet taşır. bir gayen varsa ve ne yapman gerektiğini biliyorsan; yap! dağın en zirvesine bayrak mı dikeceksin? tırman, en tepeye! ressam mı olmayı düşlüyorsun, resim yap! koşuda birinci mi gelmek istiyorsun, koş! su içmek istiyorsan bardağa uzan, doldur ve iç! Allah Teala, en basitinden en ulvisine kadar hayatta her işi bir vesileye bağlamış. ulaşmak istediğimiz her gaye, bizden bir aksiyon tavrı bekler. biz gücümüz, kabiliyetimiz nispetinde 'yapmamız gereken'den sorumluyuz. sonuç da zafer de bu tavrımıza bağlıdır. inanç ve aksiyon!


Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın! 


ister kavruk derili bir çiftçi ol, istersen gözünü tüm dünya hakimiyetine dikmiş bir ideal adamı... yapman gereken bellidir; tohumluk buğdayını tarlaya, idealinin fikir nüvelerini ise ruhlara ekmek! tohum bitip yeşermezse, taş kesilmiş insan utansın! sen hedefe odaklan ve atışını yap! mızrak 'mızrak'lığını unutup da hedefe varmazsa o utansın! 

Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın! 


sen varoluş gayesinin şuurunda yedi iklime dörtnala akınlar yap! vazifen budur, bu yol bu uğurda çatlarsan ne gam! 

Eski çınar şimdi noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın! 


Söğüt'te dikilen ve öz suyunu kıbleden alarak dal dal gelişip yedi iklime kök salan ulu çınar ağacı, muhteşem medeniyet!.. şimdi yerinde köksüz, uyduruk, taklit bir noel ağacı ve dallarında iliştirilmiş yapraklar gibi iğreti, insanlığını yitirmiş insan müsveddeleri!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın! 


o çınar ağacını eskisinden daha gür ve daha muhteşem, son ve som bir medeniyet halinde tekrar yeşertmeyi kendine ve gençliğe bir vazife telakki eden Üstad Necip Fazıl... ''bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava BÜYÜK!..'' O misyonunu yerine getirdi ve hasretini çektiği eserin tamamlanması vazifesini bir 'genç adam'a ve bütün bir gençliğe emanet edip gitti... o emanete sahip çıkmayıp 'Usta'nın idealini sürdürmeyen genç utansın!

Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın!


çınar ağacı odur ki varoluş gayesi olarak büyük meselenin ta kendisi: ''sen, bütün dalların birleştiği kök! biricik meselem sonsuza varmak!'' mesele, bu fani hayatı imtihan sırrı şuuruyla SONSUZ HAYATA sıçrama taşı kılmak.. ötesi yalan ve aldanış! 

Ey binbir tanede solmayan tek renk;
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın! 


zaman... her şeyi kuşatmış. eskitiyor ve toprağa çekiyor. ve döne döne nihai noktasına ilerliyor. insan eskimemek, pörsümemek, ölmemek diler. farkında olsa da olmasa da bunu arar. fanilik duygusunun içini acıtmadığı kaç insan vardır? solmayan tek renk, eskiyip pörsümeyen yegane yeni, çağlar üstü 'mutlak fikir': İSLAM... onu, insanlık, gölgesinde sonsuzluğun huzuruna ersin diye bir çınar ağacı gibi dal dal yaprak yaprak sistemleştiren Usta ve 'mütefekkir'in izinde dünyaya hakim kılmak mukaddes davası! bayraklaştı, gençlik elinde burçlara dikilmeyi bekliyor!